İslami Eğitim

Dünya Sevgisi

İslami Eğitim/Dünya Sevgisi => Kalbin huzurunu bozan manevi hastalıklardan birisi de dünya ve mal sevgisidir. İnsanın kalbinde dünya sevgisi ne derecede varsa, ahiretin sevgisi o

Gönderen Konu: Dünya Sevgisi  (Okunma sayısı 1612 defa)

İlahiyat

  • Grup İlahiyat
  • Onursal Üye
  • *
  • İleti: 2284
  • Rep Puanı: 63
: Aralık 11, 2007, 12:47:22 ÖS
Kalbin huzurunu bozan manevi hastalıklardan birisi de dünya ve mal sevgisidir. İnsanın kalbinde dünya sevgisi ne derecede varsa, ahiretin sevgisi o derecede o kimsenin kalbinden çıkar. Kim neyi severse Allah-u Zülcelal ona istediğini nasip eder. Dünyayı sevenlere dünyayı nasip eder. Çünkü Allah-u Zülcelal’in yanında dünyanın hiçbir değeri yoktur. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette Allah’tan korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır.” (En’am; 32)

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem da bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Dünyayı seven ahireti sevmez, ahireti seven de dünyayı sevmez. Siz baki olan ahireti fani olan dünyaya tercih edin.” (Taberani, Hakim)

Dünyaya karşı uyanık olmak lâzımdır. Dünyaya az rağbet edip onun hakkında olmayacak beklentilere girmemek gereklidir. Dünya öyle istikrarsız bir yerdir ki, sağlam olan birden hastalanır, emniyet içinde olan birden korkuya müptela olur, sevinçli olan birden kederlenir. Zengin olan bir anda fakirleşir. Dünyaya önem verip onu sevmek akıllı kimselerin işi değildir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Dünya ahirette evi olmayanın evi ve orada malı bulunmayanın malıdır. Dünya malını aklı olmayan toplar.” (Ahmed bin Hanbel, Beyhaki)

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“ İnsan, ‘malım, malım’ der. Halbuki, onun malı yediği ve giydiği şeylerdir.” (Müslim)

Dünyayı seven bir kimse, öldüğü zaman sevdiğinden ayrıldığı için azap çeker. Bu azabın şiddeti de dünya sevgisinin şiddeti ölçüsündedir. Allah-u Zülcelal’i ve ahireti seven ise, ölürken sevdiğine kavuştuğu için sevinç duyar. Bu sevincin büyüklüğü de Allah ve ahiret sevgisinin büyüklüğü derecesindedir.

 

İnsanda Allah ve ahiret sevgisini oluşturan ve güçlendiren şey, Allah’ın Marifeti ve Allah’a ibadettir.

İnsanda dünya sevgisi uyandıran ve kuvvetlen-diren şey ise, nefsin şehvetlerine uymaktır. Nefsin şehvetleri bu yüzden kötülenmiştir.

Dokuz yüz elli sene yaşayan Nuh aleyhisselam vefat hastalığında;

“Dünyayı nasıl buldun?” diye sormuşlar.

“Dünyayı iki kapılı bir han gibi dördüm. Bir kapıdan girdim, diğerinden çıktım.” demiştir.

Gerçekten dünya hayatı çok kısadır. Bakınız, Nuh aleyhisselam dokuz yüz elli sene yaşadığı halde sanki onu hiç yaşamamış gibi görmüştür. Buna göre kendi halimizi düşünmemiz gerekmektedir.

Su ile ateş nasıl bir arada bulunmazsa, dünya ve ahiret sevgisi de aynı kalbte bulunmaz. Onun için baki olan ahiret hayatı için geçici olan bu dünyayı satanlar, her ikisini de kazanırlar. Ama dünya için ahiretini satanlar, her ikisini de kaybederler.



Emo

  • EmO
  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 911
  • Rep Puanı: 55
Yanıtla #1 : Aralık 13, 2007, 12:17:13 ÖS
Teşekkürler paylaşım için..