|
|
 |
|
|
Bir çocuğun ilk kahramanı babasıdır. Çoğumuz, hayat boyu babamızın izini süreriz. Bilerek ya da bilmeyerek... Peki bir baba için çocuğu ne ifade eder? Kanal D’nin çarpıcı dizisi ‘Bıçak Sırtı’, bu duyguyu anlatıyor. Nejat İşler, dizideki adıyla Ali, karnındaki çocuğuyla karısını öldürmekten hüküm giyen bir mahkûm. Suçsuzluğunu ispat edip hapisten çıktığı gün, çocuğunun aslında ölmediğini öğreniyor. Fikret Kuşkan’ın canlandırdığı ‘Orhan’, hanedanlık soyunu devam ettirmek zorunda. Çocuğu olmayınca, babası müebbede mahkûm olan bir bebeği hastaneden çalıyor. İki babanın etrafında dönen aşk, yalan, ihanet, sınıf çatışmasıyla örülü dizi, “Siz olsaydınız ne yapardınız?” sorusuyla yüz yüze bırakıyor izleyiciyi. Dizi herkesin dilinde. Peki neden? Soluğu, dizinin çekildiği Cihangir’deki Sadık Paşa Konağı’nda aldık. Bahçede hummalı bir çalışma var. Sette herkes, Erkan Can’a ‘ağabey’ diye hitap ediyor. O, tam bir ‘ağabey’. “Oturun çocuklar, bir çay içelim, her şey halledilir” diye sohbete başlıyor. Vildan Atasever içten ve neşeli. Melisa Sözen, çok narin. Nejat İşler, ketum ama sert çehresiyle güven veren adamlardan. Mehmet Günsür, gözleriyle gülüyor, elinizi dostça sıkıyor. Güneşten rahatsız olduğumu söyleyince, oturduğumuz koltuğu gölgeliğe taşıyor. Fikret Kuşkan, söylediği gibi ‘kadınları anlayan adam’. Ama hiçbiri tek cümleye sığmıyor. Sığmadıkları için biraz derine indik; onlara aşkı, tutkuyu, hayatı, baba olmayı, takıntılarını, korkularını sorduk
“Sınıf atladık tabii”
TEMPO: Mahallenin delikanlısı karakteri size ne kadar yakın? ERKAN CAN: Çok yakın. Ben bu jargonu severim. Kim nasıl konuşur, hangi mahalle hangi jargonu kullanır, araştırırım. Bursa’da bir mahallede büyüdüm, mahalle çocuğuyum. T.: Dizide sınıf çatışması konu alınıyor. Siz bunu yaşadınız mı? E.C.: Babam öğretmen, annem ilkokul üçten terk. Biz de sonuçta sınıf atladık, bu ülkede mesleğimizle bir yere geldik. Sınıfımız değişti tabii. Bunu mümkün olduğu kadar hazmetmeye çalışıyorum, hazmettiğimi sanıyorum. Kim olursa olsun, sınıf atladı mı başka türlü olur. İnsan nefsi başka bir durum, nefsi kontrol etmek lazım. T.: Aşkta da nefsinize hâkim misiniz? E.C.: Öyleyimdir. Platonik aşk çok olmuştur hayatımda. T.: Âşık olursanız, hiçbir şeyi düşünmeden peşinden gider misiniz? E.C.: Duruma göre. Ama aşkı bastırabilirim, zaten o bir andır, geçer gider. Şimdi öyle bir durumum olmaz, gençken olurdu. Evliyiz, çocuğumuz var. T.: Çocuğunuz için ne yaparsınız? E.C.: Canımı vermem gerekiyorsa, bir saniye düşünmem.
SELİM DEMİRDELEN (Yönetmen)
“Dizi ciklet gibi uzamayacak, sonu şimdiden belli”
TEMPO: Sinema tadında bir dizi olmuş... SELİM DEMİRDELEN: En sevdiğim yorum. Teşekkür ederim. T.: Neden en sevdiğiniz yorum? S.D.: Amaç buydu çünkü. Bu işi kabul ettiğimde, tek amacım çıtayı biraz yükseltmekti. Başardık diye düşünüyorum. Diğer dizilerle aynı koşullarda çalışıyoruz, aynı sürelerde çekiyoruz. Ama biraz gayretle, daha iyi yapılabileceğini göstermiş olduk. T.: Sahneler peş peşe akıyor, televizyon dizilerinin uzadıkça uzayan sahneleri yok. Dizi ne kadar sürecek? S.D.: Dizinin sonu belli. Bir sezonluk, ciklet gibi uzamayacak. Sonunu biliyoruz, karakterlerin ne yöne sapacağını biliyoruz; her şey kontrolümüz altında. Tadında bırakmayı bilmek, bunda öncü olmak lazım. T.: İlk bölümde cezaevi müdürünü Güven Kıraç oynadı, Hasibe Eren tek bir sahnede göründü. Başka konuk oyuncu olacak mı? S.D.: Olacak. Her bölümde bir konuk oyuncumuz var. Bu, hoşumuza gidiyor. Seyirci için de güzel oluyor. T.: Bu, Türkiye’de bir ilk mi? S.D.: Bunu bir ilke imza atalım diye yapmadık. “Ne hoş olur hapishane müdürü Güven Kıraç olsa, Hasibe Eren olsa” dedik. Kendi kendine oluştu yani sürprizler devam edecek. T.: Bu oyuncularla sinema filmi çekmeyi düşünüyor musunuz? S.D.: Çok uyumlu çalışıyoruz. Bu ekiple uzun metrajlı bir film çekmek isterim tabii
ALINTIDIR..
|