|
|
 |
|
|
“Ey iman edenler, sizden kim dininden dönerse bilsin ki, yakında öyle bir toplum getirecek ki, O onları sever, onlar da O’nu severler, mü’minlere karşı alçak gönüllü, ’tan gelen gerçekleri örtbas edenlere karşı onurlu ve şiddetlidirler. yolunda cihad ederler, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu ’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. lütfunda sınırsız olup her şeyi bilendir.” (Maide: 5/54)
387. Ebû Hüreyre radıyAllahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu:
“ Teâlâ şöyle buyurmuştur:“Her kim bir dostuma düşmanlık ederse, ben ona karşı harb ilân ederim. Kulum, kendisine emrettiğim farzlardan, bence daha sevimli herhangi bir şeyle bana yakınlık sağlayamaz. Kulum bana (farzlara ilâveten işlediği) nâfile ibadetlerle durmadan yaklaşır; nihâyet ben onu severim. Kulumu sevince de (âdeta) ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden ne isterse, onu mutlaka veririm, bana sığınırsa, onu korurum.” Buhârî, Rikak 38.
* Bir kul ’a olan farz görevlerine ek olarak nafileleri de yaparsa ’a yakınlık ve dostluk kazanır ve o kulunu yardımsız bırakmaz. Bütün hayatını kapsayacak anlamında o kişinin adeta gören gözü işiten kulağı, tutan eli ve yürüyen ayağı olur. Böyle bir kimseye düşmanlık yapanlar ’ın düşmanlığıyla karşı karşıya kalırlar ve sevdiklerini düşmanlarına karşı destekler ve korur.
RİYAZ-US SALİHİN
|